Sadece Diyet Yeterli Değil

Fazla kilolar kadın veya erkek giderek daha çok sayıda kişinin sorunu olmaya başladı. Artık etrafımızda, fazla kilolarım var, kendi vücudumu beğenmiyorum ve diyet yapıyorum diyen çok sayıda insan var. Hatta belki de kendimiz de bu gruptayız ve sabah kalktığımızda aynada gördüğümüz görüntü bizi mutsuz ediyor. Bu olumsuz görüntüden kurtulmak için hepimiz kendimize göre önlemler alıyoruz, sorunun çözümü için ise çok farklı yöntemler deniyoruz. Kimimiz spor yapmaya çalışıyor, kimimiz bitkisel ilaçlara başlıyor. Fakat fazla kiloları olan herkes için ortak nokta sanıyorum "diyet" denilen gıda alınımı düzenlemesine başvurmaları.

Bir kişi vücut ağırlığı veya vücudunun görünüşüne bakarak hoşnut kalmadığında ilk olarak yediklerini suçlar. Örneğin "bu kadar hamurişi yememeliydim" veya "kırmızı etten uzak durmalıydım" gibi sözleri fazla kilosu olduğunu düşünen kişilerden çok sıklıkla duyarız. Hatta ileri gidip her yediği gıdanın fazla kilolara neden olduğunu iddia eden kişileri de görürüz. Bu durumda suçlu belli olduğuna göre çözüm de basit; gıda alımını düzenlemek daha doğrusu bir diyet uygulamak.

Diyet denilen uygulamayı toplumda kabul edilen biçimini düşünürsek şöyle tanımlayabiliriz; diyet, genel olarak kişilerin kilo verme amaçlı olarak daha önceden yürüttükleri beslenme rejimini değiştirmeleridir. Dünyada şimdiye kadar uygulanmış neredeyse sayısız diyet bulabilirsiniz. Bunların tamamında temel nokta günlük olarak alınan kalorinin azaltılması. Bunu sağlamak için bazı diyetler sebzelere ağırlık verir, bazıları sıvı gıdalar üzerinde durur. Bazı diyetlerde vücut için gerekli olan yağlar kuruyemişlerle sağlanır. Bunların yanında arada sırada kaçamaklara izin veren örneğin ızgara et öneren diyetisyenler ya da diyetler de var.


Zaman içinde insan vücudu ve beslenme konusunda bilgiler arttıkça gıda alınımı konusunda da görüşler de çeşitlenmeye başladı. Artık gündelik yaşamımızda bile kalori hesapları, bilimsel araştırmaların sonuçları veya kan kolesterol düzeyi gibi tetkik değerleri konuşulmaya başlandı. Bu bilgilerin ışığında diyetler de yıllar içinde değişime uğradı. Örneğin bir dilim kızarmış ekmek ve bir elma gibi basit menüler artık görülmüyor. Aslında hiçbir diyet tamamen yanlış değil fakat hiçbiri de yeterli değil. Diyetler giderek daha karmaşık, zor uygulanan ve böylece daha etkileyici olmaya başladılar. Yani aslında diyet menülerinin arkasındaki mantık tüketicilerin etkilenmesi, hemen uygulamaya başlamaları hatta bu menülerin sahiplerine para kazandırmaya dayanmaya başladı.

Bir Örnek Verelim
Diyetlerin en önemlisi ve popüler olanı sanıyorum Atkins Diyeti olmalı. Bu diyet 1972 yılında A.B.D.'de kalp hastalıkları uzmanı Dr Robert Atkins tarafından yaratılmış, düşük karbohidrat, yüksek protein ve çok düşük olmayan kalori alınımı sağlamaktaydı. Aslında bu diyet diğer doktorlar tarafından çok eskilerden beri önerilen düşük yağ ve yüksek karbohidrat içeren düşük kalorili standart diyetlerden farklıydı. Anlaşıldığı kadarıyla bulduğu diyeti Dr. Atkins önce kendinde denemiş ve başarılı olmuştu. Dr. Atkins'e göre bu diyetin ardındaki prensip basitti, karbohidratlar azaltılınca vücut kalori elde etmek için yağları yakıyor ve böylece zayıflama oluyordu.

Atkins diyeti ayrıntılarını burada anlatmayacağım dört ayrı dönemden oluşuyordu ve bu dönemlerde alınan gıdalar az veya çok değiştirilerek düzenli bir zayıflama sağlanmaya çalışılıyordu. Bu diyette ekmek, bisküvi, kek, çikolata, çörekler yasaklandığı gibi patates, pirinç, süt hatta meyveler ve çoğu sebzeler de önerilmiyordu. Bu diyet sonrasında vücutta gerçekten bir enerji azlığı ve bunun sonucunda da ketonlar oluşuyor, kaçınılmaz olarak belli bir miktar kilo kaybı görülüyordu. Dr. Atkins, bu diyet hakkında kitaplar yazdı ve bir klinik kurdu. Ününün çok fazla olduğu bu yıllarda her yıl milyonlarca dolar kazanıyordu.

Atkins Diyetinin Sonucu
Bu diyeti izleyenlerde ilk dönemlerde kanda ketonların artması sonucunda nefesin kötü kokması, halsizlik, baş dönmesi, uykusuzluk ve iştahsızlık oluşur. Uzun dönemde fazla yağ alınımı nedeniyle kalp hastalıkları riski, dengesiz beslenme nedeniyle beslenme bozukluğu, kemik erimesi ve çabuk yaşlanma gibi sorunlar oluşabilir. Gerçekte Atkins Diyeti ömür boyu önerildiğinden bunların görülmesi de hiç şaşırtıcı olmayacaktır. Bu kadar çok hatta bazıları canınıza mal olan yan etkileri olan bir diyeti yapmak hatta yaşam boyu sürdürmek hiç mantıklı değil. Peki diyeti ilk olarak kendisinde uyguladığı söylenen Dr. Atkins'in sağlık durumu nasıldı? Bütün dünyadaki şehir efsanelerinden biri de Dr. Atkins'in kendi diyetinin yarattığı sorunlar yüzünden öldüğü söylentisidir. Bu konudaki kesin kanıtlar böyle söylemiyor, Dr. Atkins karlı bir kış gününde merdivende kayarak düşmüş, kafasına bir darbe almış ve hastanede tedavisi devam ederken bir çeşit kalp hastalığı nedeniyle ölmüştü. Fakat bir başka kesin kanıt ise Dr. Atkins'in yaşamının son günlerinde vücut ağırlığının yaklaşık 100 kilo olmasıydı.


Kolayına Kaçmayın
Bu biçimde kilo vermeye çalışmanın hepimize ilk anda kolay göründüğünü anlamak zor değil. Böylece hiç yorulmamış oluruz, yemek yapmamız gerekmez hatta gıdaya harcadığımız para da azalır. Böylece kilo vereceğimizi ve daha sağlıklı olacağımızı düşünürüz. Fakat sağlıklı olmak ne yazık ki birkaç ay az yemek yiyerek olmuyor, bu kesin. Kilo vermek için diğer ve insan sağlığı için daha uygun olan yöntemi hep unutuyoruz veya göz ardı ediyoruz. Kalori almayı azaltmak yerine vücudun kalori harcamasını artırarak dengeyi lehimize çevirebiliriz. Bunu da ancak vücudumuzu daha aktif hale getirerek başarabiliriz.

Evet doğrusu size dengeli bir beslenme rejimi yanında spor yapmayı öneriyorum. Spor yapmak sizi diyet yapmaktan kurtarır, vücudunuzda salgılanan hormonlar ve başka kimyasal maddelerden dolayı kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Bunun yanında kalp, akciğer veya kemik hastalıklarından büyük oranda korunmuş olursunuz. Spor yaparken dengeli bir biçimde beslenirsek diyet yapanların vücudunda görülen korkutucu yan etkilerden kurtulmuş oluruz. Evet, tekrar söylüyorum, tek yönlü beslenme sağlayan diyetleri bırakın, çözümü doğaya bırakın. Yani insanların eskiden beri yaptığı gibi bol bol yürüyün, koşun ve yorulun, böylece istediğinizi yemek konusunda özgür olacaksınız. Son



Salata Yiyen Kadın