YUKARI
Sorun Bitti
  oSite Haritası
ANASAYFA
Cinsellik
Gebelik
Menopoz
Haberler
Bağlantılar
İletişim
Cinsel İlişki Yoluyla Bulaşan Hastalıklar
Kadınlarda veya erkeklerde erişkinlik döneminde cinsel ilişki başlamasıyla sorunlar da ortaya çıkmaya başlar. Bunlar çoğunlukla iltihabi hastalıklardır. Cinsel organlarda hastalık yapan
mikroplar diğer organlardan farklı yapıda ve özelliktedirler. Böylece cinsel ilişki sonrası ortaya çıkan hastalıkların tanısında ve tedavisinde de farklı yöntemler kullanılır. Belki de en önemlisi bu hastalıkların oluşmadan önlenmesidir. Bunun için de kişisel hijyen kurallarına dikkat etmek çok önemlidir.
Vajinitler (Vajinanın İltihapları)
Vajinanın çeşitli mikroplarla oluşan iltihapları cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıkların en sık görülen tipidir. Vajinada bir iltihabın varlığını farkedebilmek için normal durumun ne olduğunu da bilmek gerekir. Vajinadan kaynaklanan akıntı normalde etrafa fazla bulaşmamalı, beyaz veya şeffaf renkte olmalı ve kaşıntı yapmamalıdır. Fazla miktarda olan, beyaz fakat süt kesiği gibi, kahverengi veya yeşil-sarı renkli kaşıntı ve kızarıklık yapan akıntı iltihap belirtisi olabilir. Vajina iltihaplarında muayene ile veya tetkiklerle buna neden olan mikrop tespit edilebilirse tedavi kolaylaşır.

Vajinada sıklıkla Candida denilen mantarlar, Trikomonas ve bazı bakteriler iltihap nedeni olurlar. Bu nedenle tedavi bu mikropların hangisi olduğuna karar verdikten sonra yapıldığında daha etkili olacaktır. Bu tip iltihaplarda genellikle antibiyotikler ve vajina içine konularak kullanılan ovüller kullanılır. Tedavi süresince cinsel ilişki yasağı da gerekli olacaktır. Daha ayrıntılı bilgi için ilgili sayfayı okuyabilirsiniz.

Bel Soğukluğu (Gonore)
Bu Neisseria gonorrheae adlı mikrop tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bu hastalık çok eskiden beri bilinir ve toplumda çok sık rastlanır. Bu mikrop banyo ve tuvalet gibi kirli yerlerden bulaşmaz, hastalığın başlaması genellikle cinsel ilişki yoluyla olur. Bu mikrobun vücut dışında yaşaması olanaksızdır, vücutta ise vajina, rahim ağzı ve kordonlarda, daha nadiren boğazlar ve anüste bulunabilir.

Hastalık başlangıcı bazen sessiz seyreder, yani farkedilen fazla belirti yoktur. Belirtiler oluşursa, idrar yaparken yanma, sarı-yeşil akıntı, cinsel organlarda kızarıklık ve şişme görülebilir. Tedavi olmazsa bu hastalığı yapan mikroplar rahim içinde ilerleyerek yumurtalık iltihabına neden olabilirler. Böyle bir durum olursa kasık ve karın ağrısı, ateş ve cinsel ilişki sırasında şiddetli ağrılar oluşur.


Bel soğukluğunun kesin tanısı için vajina, boğaz veya anüsten alınan örneklerde özel bir kültür yöntemiyle mikrop üretilmesi denenebilir. Yeni çıkan bazı tanı testlerinde bakterinin varlığı kimyasal yöntemlerle yapılır, bu yöntem daha çabuk sonuç verir ve daha güvenilirdir.

Bel soğukluğu Türkiye'de bildirimi zorunlu bir hastalıktır, yani bu hastalığın kesin tanısı konulduğunda doktorunuz bu durumu ilgili makamlara bildirmek zorundadır. Tedavisi de yasalarla belirlenmiştir. Bu hastalığın tedavisi genellikle uygun antibiyotiklerle çabucak olur. Bunun yanında son zamanlarda mikropta direnç gelişmesi nedeniyle tedavi bazen yeni ve güçlü antibiyotiklerle yapılmaktadır.

Siğiller (Wart, Papilloma, Kondiloma Aküminata)
Bu çok sayıda ismi olan hastalık Human Papilloma Virus (HPV) denilen mikropla oluşur. Bu mikrop yakın zamanda aşı üretilmeye başlamasıyla artık korkulacak bir hastalık olmaktan çıktı. Bu virüsün yaklaşık 100 tipi vardır, bunlardan düşük riskli olan bazı tipleri eller, ayaklar ve vücudun başka yerlerinde siğiller yapar ve cinsel ilişki yoluyla bulaşmaz. Cinsel ilişki yoluyla bulaşan diğer bazı tipleri bulaşma olduktan 1-3 ay sonrasında, dış cinsel organlar üzerinde karnabahara benzeyen ciltten kabarık siğiller yapar. Bu siğiller bazen çok yayılarak cinsel organların etrafını tamamen sarabilirler.Bu siğiller çok kaşıntılıdırlar, etraftaki cilt kızarık ve ağrılı olabilir. Bu hastalık benzer biçimde erkeklerde de penis ve makat etrafında görülebilir. Siğiller çok bulaşıcıdır, özellikle cinsel yönden aktif erkekler ve kadınlar aracılığıyla toplumda çok çabuk biçimde yayılabilir.

SiğillerBu hastalık gebe kadınlarda olursa doğum sırasında bebeğe bulaşabilir. Siğiller bulaşıcı olmalarının yanısıra düşük olasılıkla da olsa erkekte ve kadında cinsel organlarda kanser yapabilir. Bu nedenle siğiller hemen tedavi edilmelidirler. Tedavi için bu siğiller üzerine uygulanan ilaçlarla ve siğillerin küçük bir operasyonla alınmasıyla yapılabilir. Bunların yanında Türkiye'de oldukça sık biçimde elektrikle yakma (Elektrokoter) veya sıvı nitrojenle dondurma (Kriyokoter) kullanılır. Siğiller uygun tedavi ile çabuk iyileşirler.

Herpes Virüsü
Herpes Simpleks virüsü (HSV) ile oluşan bir hastalıktır. Bu virüs erkekler veya kadınlarda, cinsel bölgelerde, ağızda, makatta ve parmaklarda hastalık yapabilir. Yakınmalar virüsün cinsel ilişki sonrasında vücuda girmesinden 1-26 gün sonrasında başlayabilir. Hastalığın olduğu bölgede ciltte içi sıvı dolu keseler görülür, daha sonra bunlar patlar ve yerlerinde delik gibi ağrılı yaralar kalır.

Yaraların oluştuğu dönemde gribe benzeri yakınmalar yanında idrar yaparken yanma, bel ağrısı, lenf bezlerinde şişlikler ve ateş görülebilir. İlk yakınmalar bittikten sonra bu yaralar iyileşir ve virüs sinir sistemi içinde saklanmaya başlar. Bu hastalık vücut direncinin bozulduğu zamanlarda tekrarlayabilir.

Yazı aşağıda devam ediyor...
Yazının devamı
AIDS (Kazanılmış Bağışıklık Eksikliği Sendromu)
AIDS (İngilizce Acquired Immun Deficiency Syndrome) dünyada ilk olarak 1981 yılında Africa kıtasında görüldü. Hastalığa neden olan HIV (İngilizce Human Immun Deficiency Virus) virüsü ise 1983 yılında öğrenildi. Gerçekte AIDS konusunda bütün dünyada çok sayıda bilimsel araştırma yapılmaya devam ediliyor ve büyük ilerlemeler de kaydedilmiş durumda ama hala önleyici bir aşı veya güçlü bir tedavi yöntemi bulunamadı.

HIV vücuda girdiğinde ilk olarak kan dolaşımında bulunan T Hücresi denilen bağışıklık sisteminde çok önemli görev alan hücreleri yok eder. AIDS izleminde bu hücrelerin sayım değeri çok önemlidir. HIV insanlar arasında vücut sıvıları ile bulaşır. En sık bulaşma yolları, cinsel ilişki, virüs taşıyan kan verilmesi ve kirli enjektör kullanımıdır. Virüs bu veya benzer yollarla bulaştıktan sonra vücutta yarttığı bağışıklık yetmezliği nedeniyle fırsatçı iltihabi hastalıklara neden olur.

HIV bulaşması durumunda tedavi çok zor olabileceğinden en önemli konu bulaşmanın engellenmesi için gerekli önlemlerin alınmasıdır. Bu nedenle şüpheli cinsel ilişkilerden kaçınılmalı, gerekli olduğu durumlarda tek kullanımlık enjektör kullanılmalı, kan ürünleri kullanımında da çok dikkat edilmelidir. Cinsel ilişki sırasında kondom (prezervatif) kullanımı da bulaşma riskini çok azaltacaktır.

HIVVirüsün vücutta etkili olmasıyla öksürük, nefes darlığı, bayılmalar, dengesizlik, kafa karışıklığı, unutkanlık, ağır ve tedaviye yanıt vermeyem ishal, ateş, görme kaybı, bulantı ve kusma, karın ağrısı, kilo kaybı, aşırı halsizlik ve baş ağrıları ilk görülen belirtiler olabilir. Virüsün yarattığı bağışıklık yetmezliği sonucunda menenjit, parazit ve bütün vücutta ve kanda yaygın mantar hastalıkları gibi normalde görülmeyen durumlar oluşabilir. Bunların yanında bazı kanser türleri de AIDS hastalarında daha sık görülecektir. Hastalarda zaman içinde HIV nedeniyle oluşan hastalık yüzünden değil sonradan oluşan bu kanserler ve ağır iltihaplar nedeniyle ölüm görülebilir.

HIV şimdiye kadar bütün dünyada 33 milyon kadar kişiye bulaşmış bunlardan 16 milyondan fazlasının ölümüne neden olmuştur. AIDS hastalarının tedavi ve bakımında, kişisel bakım, infeksiyon hastalıkları, fizik tedavi, nöroloji uzmanları, ve diyetisyenler gibi kişilerden oluşan bir ekip sorumlu olmalıdır. Bu hastalığın tedavisinde virüsün çoğalmasını veya hücrelerin içine girmesini engelleyen ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar hastalık durumunu yok etmez bunun yerine virüsün zararsız durumda kalmasını sağlayacaktır. Görüldüğü gibi AIDS durumunda kesin tedavi yoktur fakat bu konuda araştırmalar devam etmektedir.

Sifiliz (Firengi)
Sifiliz cinsel ilişki yoluyla bulaşan bir hastalıktır, nedeni ise Trepanoma pallidum adlı özel yapılı bir bakteridir. Bu hastalığın bulaşması sifiliz nedeniyle vücudunda veya cinsel organında yarası olan bir kişinin sağlam bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesiyle olur. Sifiliz sonrası oluşan yaralar yine mikropların ilk vucuda girdiği yerlerde yani cinsel organlar etrafında ve ilişkiden ortalama 20 gün sonra olacaktır. Yara bir veya birkaç sayıda, yuvarlak, küçük, sert ve ağrısızdır. Bu yara tedavi edilmezse 3-6 haftada kendi kendine iyileşir, fakat tedavi olmaması hastalığın ikinci dönemine girmesine neden olur. Hastalığın ikinci döneminde ciltte döküntüler oluşur. Döküntüler yanında ateş, lenf bezlerinde şişme, boğaz ağrısı, bölgesel olarak kıl dökülmeleri, başağrısı, kilo kaybı, kas ağrıları ve halsizlik vardır. Bu dönemde de uygun tedavi olmazsa hastalık üçüncü döneme girer.

Üçüncü dönemde hastalık bütün vücuda yayılarak iç organları hasara uğratmaya başlar. Bu son dönem belirtilerinin görülmesi ikinci dönemden yıllar sonra olabilir. Beyin, sinir sistemi, gözler, kalp, kan damarları, karaciğer, kemikler ve eklemler gibi organlar bu hastalıktan etkilenir. Böylece hareketlerde zorluk, felç, uyuşukluk, körlük ve unutkanlık görülecektir. Bu hastalık en sonunda gördüğünüz gibi yaşamsal önemi olan organları hasara uğratarak ölüme yolaçacaktır.
Sifiliz tanısı tipik yaraların görülmesi, bu yaralardan alınan sürüntülerde mikroskopla mikrobun gözle görülmesi veya kan testleriyle konulur. Tanı konulduktan sonra özellikle erken dönemlerde kısa süreli antibiyotik kullanarak tedavi çok kolaydır. Sifiliz de bildirimi zorunlu hastalıktır ve tedavisi yasalarla belirlendiği biçimde yapılmalıdır. Hastalığın ilerlemiş dönemlerinde tedavi kolay olmayacaktır.

Kasık Biti
Kasık biti iltihabı, Phthirus pubis adlı bir parazit tarafından oluşturulan cinsel ilişki yoluyla bulaşabilen bir hastalıktır. Ayrıca kirli tuvalet ve banyolardan, çarşaflardan ve başkalarının iç çamaşırlarından bulaşabilir. Bu parazit özellikle cinsel organlar etrafındaki kıllarda sıkıca tutunur ve basit yıkama yöntemleriyle uzaklaşmaz. Parazitler ilk olarak şiddetli kaşıntıya neden olacaktır. Bu kaşıntı nedeniyle deride kızarıklık ve tahrişler görülebilir. Derideki bu zedelenme ikincil iltabi hastalıklara da neden olabilir. Bazen bu hastalık fazla yakınma nedeni olmaz ve böylece kişiler arasında bilinmeden yayılabilir.

Kasık BitiBu hastalıkta tanı mikroskopla kıllar üzerinde yumurta halinde veya gelişmiş parazitlerin görülmesiyle konulabilir. Bazen de sadece yakınmalar veya derideki değişiklikler tanı için yeterli olabilir. Tedavi için banyo sırasında kullanılan doktorunuzun önereceği özel şampuanlar kullanılır. Tekrarlamaması için kişisel hijyene dikkat etmek ve şüpheli cinsel ilişkilerden uzak durmak gereklidir.

Uyuz (Skabies)
Uyuz, çıplak gözle görünemeyen parazitlerle oluşan cinsel ilişkiyle ve hasta kişilerin özel eşyalarıyla geçebilen bir deri hastalığıdır. Parazit deri üzerine geldiğinde deriyi delerek altına girer ve burada yaşamaya devam eder. Deride şiddetli kaşıntı, kızarıklık, kabarıklık ve döküntüler yapar. Parazitin yaptığı zedelenme yüzünden deride ikincil iltihaplar oluşabilir. Tanı için deriden alınan kazıntılarda mikroskopla parazit veya yumurtası aranabilir. Bunun yanında deriye mürekkep döküldüğünde parazitin yarattığı kanallar ince çizgiler olarak görülecektir. Uyuz herkeste görülebilir, buna benzer yakınmalarınız varsa zaman kaybetmeden bir cildiye uzmanına muayene olmalısınız.
Deride UyuzTedavi için bir cildiye uzmanının muayenesinden sonra önereceği kremler, losyonlar ve şampuanlar yanında parazitleri öldüren tabletler de kullanılabilir. Kaşıntıları azaltmak için allerji kremleri veya soğuk pansumanı işe yarayabilir. Hastalığın tekrarlamasını önlemek için kişisel hijyen kurallarına dikkat etmek ve kişisel eşyaları ve kıyafetleri yüksek ısıda yıkamak gereklidir.
Cinsel ilişki yoluyla birçok iltihap hastalığı bulaşabilir. Bu tür hastalıklar tarihte şimdiye kadar birçok salgın hastalığa ve milyonlarca kişinin ölümüne neden olmuşlardır. Bunlardan en sonuncusu AIDS biliyorsunuz birçok ülkede binlerce kişinin yaşamını kaybetmesine neden olmaya devam ediyor.
  © 2007 Op. Dr. Serdar Sarı