Az Yeme Hastalığı: Anoreksiya Nervosa

Az Yeme Hastalığı: Anoreksiya Nervosa

Anoreksia Nervosa, (AN) bir kişinin fazla kiloları olduğunu öne sürerek aşırı bir diyete başlamasıdır. Hastalık önce basit bir zayıflama isteği ve diyet uygulaması olarak başlar ve zaman içinde ağırlaşır.

Ana Carolina Reston, Brezilya’da orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak 1985 yılında doğmuştu ve çok güzel bir genç kızdı. Güzelliği yüzünden daha 13 yaşındayken manken ajanslarının dikkatini çekmiş, daha sonraları arasında Türkiye’nin de olduğu bir çok ülkede podyuma çıkmaya başlamıştı. 19 yaşındayken Çin’de yapılacak bir defile için başvurduğunda kendisine gereğinden fazla kilolu olduğu söylendi. Ana Carolina bunun üzerine diyet yapmaya ve kilo vermeye başladı. Diyetinde sadece elma ve domates gibi yiyecekler vardı, başka gıdaları kesinlikle almıyordu.

Ana Carolina Reston

2006 yılının ekim ayında Ana Carolina’nın boyu 173 cm olduğu halde vücut ağırlığı yaklaşık 40 kilo kadar olmuştu. Fransa’daki bir defile için yola çıkmak üzereyken kendisini kaybetmesi üzerine Brezilya’nın Sao Paolo kentinde bir hastaneye kaldırıldı. Hastanede “anoreksiya nervosa” tanısıyla tedaviye başlandı. Yıllar süren beslenme bozukluğu ve bağışıklık sisteminin ileri derecede zayıflaması, vücudunda nadir görülen ve çok tehlikeli bir iltihabın gelişmesine neden oldu. Zayıf vücudu daha fazla dayanamadı, hastanede üç hafta süren tedavi sonrası yaşamını kaybettiğinde 21 yaşındaydı.

Ana Carolina Reston, dünyada yaşamını bu hastalıktan kaybeden ne ilk ne de son kişi. Bütün dünyada podyumlar açlıktan neredeyse bayılmak üzere olan bu zayıf mankenlerle dolu. Bu hastalık yüzünden sağlık sorunu yaşamış ünlülerin bazıları şunlar; Luisel Ramos (manken, bu hastalık nedeniyle 2006 yılında 22 yaşında ve 44 kilo olarak yaşamını kaybetti), Karen Carpenter (ünlü Amerikan şarkıcı, 1983 yılında bu hastalık nedeniyle öldüğünde 33 yaşındaydı), Prenses Diana, Audrey Hepburn, Elton John, Franz Kafka (yazar), Carre Otis (bir başka manken) ve Lindsay Lohan. Bunlar hastalığı medyaya yansımış kişilerin bazıları ama bu hastalık sadece mankenleri veya ünlüleri seçmiyor. Toplumda özellikle genç kızlar arasında bu hastalık yüzünden sağlığı bozulmuş çok sayıda kişi var ve son yıllarda bu hastalığın görülme sıklığı bütün dünyada giderek artmakta.

Anoreksiya Nervosa Nedir?

Bu hastalığın varlığından bahsetmek için bir kişide fazla kilolu olma takıntısı, ağır bir diyet uygulanması, aşırı kilo kaybı, zayıf olduğunu kabul etmemek ve kadınlarda adetlerde bozulma görülmesi gerekir. Bazı hastalar çok az gıda alır bazıları da gıda aldıktan sonra zorla kendini kusturur. Bazı hastalar kilo vermek için ishal yapıcı ilaçlar hatta hormon ilaçları kullanır. AN hastalığı olan çoğu kişide tipik olarak içe kapanıklık, aşırı gerginlik ve kendini acımasızca eleştiri, depresyon gibi belirtiler ve kişilik gelişimi sorunları olabilir.

Bütün toplumda AN yaklaşık olarak her yüz kişiden birinde görülür. Toplumda bu hastalık olan kişilerin %90 kadarı kadınlardır. Gördüğünüz gibi erkekler arasında az sıklıkla olsa da görülmekte. Hastalar sıklıkla 18-20 yaş arasındadır. Bu hastalık gelir ve eğitim seviyesi fazla toplumlarda yani bireylerin kendilerinden beklentileri fazla olan durumlarda daha sık görülmekte. Dünyada özellikle 60’lı yıllardan sonra giderek artan oranda AN nedeniyle sağlığı bozulmuş kişilere rastlanmakta. Bu yüzden medyada bu hastalıktan giderek daha fazla bahsedilmesi de nedensiz değil.

Bu hastalığın başlangıç nedeni belli değildir. AN bazen ailesel bir özellik taşır yani hasta kişinin ailesinde başka hasta kişiler de görülebilir. Bazı durumlarda aile içi çatışmalar veya sosyal ilişki bozuklukları, örneğin erkek arkadaştan ayrılma gibi nedenler bu hastalığı başlatabilir. Hastalık aylar hatta yıllar boyunca devam edebilir. AN ağırlaştıkça adetler kesilir, beslenme bozukluğu ve vücutta sıvı kaybı nedeniyle neredeyse bütün organlar etkilenmeye başlar. Kemik erimesi, kanda tuz dengesinin bozulması ve bazı hormon bozuklukları oluşur. Bu hastaların çok zayıf kalıncaya kadar iştahı azalmaz fakat az gıda alırlar.

Bu hastalıkta zaman içinde yaşamsal işlevi olan kalbin ve böbreklerin etkilenmesi hastalar için sonun başlangıcı olur. Kalp kasları incelir ve kasılma gücü zayıflar. Kalpte atım bozuklukları başlayabilir. Böbreklere giden kanın ve vücut sıvılarının azalmasıyla böbrek yetmezliği belirtileri görülebilir. Hastalar giderek artan biçimde depresyona girebilir ve intihar eğilimi başlayabilir. Tedavi ne kadar erken başlarsa o kadar etkili olacaktır. Tedavi sırasında düzelme ne yazık ki hızlı olmaz, hastalığın yıllarca sürmesi gibi tedaviden olumlu sonuç alabilmek için aylar hatta yıllar geçmesi gerekebilir. Ağır durumlarda hastanede yatarak tedavi gerekebilir.

Hepimize Görev Düşüyor

Barbie. Küçük çocuklar bile estetik konusunda önyargılarla büyüyor.

Gençler artık giderek artan biçimde başarılı olmak için dış görünüşün önemli olduğuna inanıyor. Buna göre erkekler sportif vücutlu, son model teknolojik araçları kullanan, pahalı arabaları olan bireyler olmalı. Kızlar ise sıfır beden ve çekici olmalı, kesinlikle makyaj yapmalı ve markalı giyinmeli. Karşıdaki insanı bilgimiz veya becerilerimizle değil, dış görünüşümüz ve pahalı eşyalarımızla etkilemeliyiz. Peki vücudumuz, kişiliğimiz veya bütçemiz bunlar için uygun değilse ne olacak?

Gerçekte toplumda özellikle genç yaştaki kızların çoğu toplum ve medyanın yarattığı güzellik ve sağlık imajı yüzünden fazla kilo almamak için yediklerine dikkat eder. Bazı genç kızlar da yukarıda anlattığımız nedenlerden dolayı diyeti giderek ağırlaştırır ve giderek zayıflar. Bu durumda aile, öğretmenler veya arkadaş çevresinin bu konuda hassas olması çok önemli. Açıkçası zayıflığın her koşulda güzel ve sağlıklı olmanın tek biçimi olmadığını kabul etmeliyiz. Kilo vermek isteyenlere ilk önerimiz sadece diyet olmamalı, bu kişileri sağlıklı olarak zayıflamak için dengeli bir beslenme ile birlikte aktif olarak spor yapmanın daha doğru olduğuna ikna etmemiz gerekli.

Fakat yine de toplumun medya, teknoloji veya başka nedenlerle olan değişimine dikkatli olarak bakarsak kişilerin dış görünüşünün giderek daha önem kazandığını görürüz. Markalı giyinmek, saç ve göz renginin hatta vücut biçiminin önemli olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Artık gençler birbirleriyle okudukları kitaplardan veya okul başarılarından değil, son moda kıyafetleri, yeni çıkan teknolojik araçları veya model olarak aldıkları ünlüleri konuşuyor. Bu gibi birçok nedenden dolayı özellikle gençler giderek mutsuzluğa sürüklenmekte, günümüzde sıfır beden olmanın yanında bütün bu markalı giysilerin ve teknolojik araçların birer bedeli var. Bu bedel bazen bir gencin yaşamı olabiliyor.Son

Op. Dr. Serdar Sarı

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

You may also like...